Twitter Instagram YouTube Facebook WhatsApp Telegram Pinterest Flickr SoundCloud RSS
    Twitter Instagram YouTube Facebook WhatsApp Telegram Pinterest Flickr SoundCloud RSS
    Abdullah SertAbdullah Sert
    • Ana Sayfa
    • Hayatı
    • Sohbetleri
      • Görüntülü Sohbetleri
        • Yıllara Göre
          • 2026 Sohbetleri
          • 2025 Sohbetleri
          • 2024 Sohbetleri
          • 2023 Sohbetleri
          • 2022 Sohbetleri
          • 2021 Sohbetleri
          • 2020 Sohbetleri
        • Konularına Göre
          • Esmâ-ül Hüsnâ Şerhi
          • Muhammed Esad Erbili Hazretleri’nin Mektubatı
          • Muhammed Esad Erbili Hazretleri’nin Divan-ı Esad Eseri
          • Rûhu’l Beyân’dan Nükteler
          • Şifa-i Şerif Okumaları
          • Hüdayi Sohbetleri
          • Kıssaların Dili
          • İslam Kahramanları
          • İrfani Gelişim Seminerleri
          • Tüm Kısa Videolar
          • Muhtelif Sohbetler
        • Kısa Videoları
      • Sesli Sohbetleri
    • Eserleri
    • Makaleleri
    • Mülakatları
    Twitter Instagram YouTube Facebook WhatsApp Telegram Pinterest Flickr SoundCloud RSS
    Abdullah SertAbdullah Sert
    Ana Sayfa»Makaleleri»Her Dem Taze Bir Ömür Diri Bir İman

    Her Dem Taze Bir Ömür Diri Bir İman

    1 Ocak 2026

    Altınoluk Dergisi, 2026 Ocak, Sayı: 479

    Bütün peygamberlerin tebliğlerinin ortak cümlesi, “Lâ ilahe illallah, “Allah’tan başka gerçek bir mâbud/ ilah bulunmadığı hakikatidir. İnsan bu cümleyi “Muhammedun Rasûlullah” diyerek tamamlayınca da mü’min kimliğini kazanmasının ilk adımını atmış olur. Nebevî beyanla iman; kitaplara, meleklere, âhiret gününe ve kadere inanmakla bir bütünlük kazanır.

    Kalbe ilahî bir hidayet ve nur olarak giren imanın korunması, beslenmesi ve hayatı şekillendirmesi gerekir. Güzel amellerle beslenmeyen, zararlı amellerden korunmayan bir iman zamanla zayıflar, tesirini kaybeder. Nebiler Sultanı Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem, ilk mü’minlerin, imanlarına karşı dışarıdan yapılan baskılara karşı imanlarını ancak sabırla koruyabileceklerini beyan etmiştir. Zât-ı Risâletleri de “Bana yapılan eziyet hiçbir peygambere yapılmadı.” (İbni Hıbbân) buyurarak bu iman mücadelesinde ashabıyla beraber sabretmiştir.

    Mü’min gerek dış sebeplere gerekse, beşerî temayüllere bağlı olarak imanında meydana gelebilecek zaaflara karşı daima tedbirli olmak durumundadır.

    Ümmü Seleme Validemize:

    “- Rasûlullah’ın yanında bulunduğunuzda en çok hangi duayı okuduğunu duyardınız?” diye sorulduğunda Allah Rasûlü Efendimiz’den:

    يَا مُقَلِّبَ القُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلٰى دِينِكَ

    “Ey kalpleri evirip çeviren Allâh’ım! Benim kalbimi Sen’in dînin üzere sâbit kıl!” (Tirmizî, Kader, 7) duasını duyduğunu ifade etmişti.

    Validemiz:

    “- Ya Rasulallah, niçin çoğu zaman bu duayı tekrarlıyorsunuz?” diye sorduğunda da,

    “- Ey Ümmü Seleme, hiçbir Âdemoğlu yoktur ki kalbi Allah’ın iki parmağı arasında olmasın. Dilediğini düzeltir, dilediğini kaydırır” buyurduğunu naklediyor.

    Bu hadisi nakleden Muaz radıyallahu anh sonra:

    “(Müminler Allah’a şöyle varırlar) Ey Rabbimiz, bizi (imanla) doğru yolu ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma, Bize tarafından bir rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.” (Âl-i İmran 8) ayetini okumuştur.

    Ümmetine çok düşkün, Rauf ve Rahim olan Rahmet Peygamberi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem her yeni güne önce teheccüdle, hemen arkasından da imanın bütün esaslarını tekrar tekrar zikrederek bir hamd ile başlıyordu.

    İbn-i Abbas radıyallahu anh’tan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem gece teheccüde kalktığında şöyle derdi:

    اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ. وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ. وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ مَلِكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ. وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ وَقَوْلُكَ حَقٌّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ وَمُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ. اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ

    “Allah’ım Sana hamd olsun. Sen bütün semâları, arzı ve onlardakileri ayakta tutansın. Hamd Sana mahsûstur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlarda ne varsa hepsinin nûrusun. Hamd Sana mahsustur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlardakilerin hâkimi ve hükümdârısın. Ve Sana yine hamd olsun ki, Sen Hakk’sın. Sen’in va’din de hak, Sana kavuşmak da hak, sözün de hak, cennet de hak, cehennem de hak, nebîler de hak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- de hak, kıyâmet de hak. Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân ettim, Sana tevekkül ettim ve Sana yöneldim. İnanmayanlara karşı, Sana dayanarak mücâdele ettim ve neticede ancak Seni hakem olarak kabûl ettim, benim evvelki yaptıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yaptıklarımı da mağfiret et. Öne alan da Sen’sin, geriye bırakan da Sen’sin. Sen’den başka ilâh yoktur. Kuvvet ve kudret ancak, Allah’a dayanmakladır.” (Buhârî, Teheccüd, 1)

    Sabah böyle bir iman tekrarı ve iltica ile güne başlayan Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz akşam istirahate çekildiğinde de yine iman esaslarını zikrederlerdi:

    اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ. آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ.

    “Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım, işimde sana güvendim. (Rızânı) isteyerek, (azâbından) korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.” (Buhârî, Vudû 75)

    ***

    İman elde edebilecek esaslar bakımından artmaz ve eksilmez. Ancak hayata yansıması, keyfiyetinin artması veya zayıflaması noktasında farklı durumlara sebep olabilir. Muaz Bin Cebel radıyallahu anh’ın “Gel bizimle otur, bir saat iman edelim.” sözünü şerh eden İmam Buhari, bir sözün imanın artması ve eksilmesi konusunda bir delil olduğunu nakleder. Sahabe anlayışına göre:

    – Oturup Allah’ı zikretmek,

    – Ayetleri tefekkür etmek,

    – İlim konuşmak gibi gayretler, imanı keyfiyet olarak artırır veya kuvvetlendirir. Ayrıca “Gel bizimle otur.” ifadesi de imanın kuvvetlenmesinde salih dostlarla ve ilim-irfan meclislerinde bir arada bulunmanın da ne kadar önemli olduğuna bir işarettir.

    ***

    İmanın dipdiri ve canlı kalmasını sağlayan âmiller konusunda şu hususlar hatıra gelebilir.

    1. Efendimiz “Lâ ilahe illallah” sözünü çokça söyleyiniz.” (Ahmed, II, 359) buyuruyor. Tabii ki bunun mânâsı, hayatın bütün alanlarında ilahî beyanları (emirler, nehiyler, tavsiyeler olarak) merkeze almak demektir.
    2. Samimi tevbe ve istiğfar. Zira tevbe kalbi temizler, imanı tazeler, kulu yeniden ayağa kaldırır.
    3. Kur’an ile canlı bir ilişki. Bu canlı ilişki günlük okumalar, mânâsını anlamaya çalışmak ve bu mânâ üzerinde tefekkür etmekle husule gelir.
    4. Namazı huşu ile kılmak. Namaz imanın âdeta omurgası mesabesinde olup huzurlu bir namaz, gafleti dağıtır ve kalbi diri tutar.
    5. Ölümü ve âhireti tefekkür.
    6. Salihlerle beraberlik.

    Bu güzelliklerin aksine günahlar da kalbin kararmasına ve kararan bu kalpte de iman ışığının zayıflamasına sebep olur.

    Bizleri Ramazan-ı Şerif’e ulaştırmasını niyaz ettiğimiz bir mübarek mevsime erişmiş bulunuyoruz. Bu mübarek günlerde imanın bir defa kazanılıp kendi haline bırakılacak bir değer değil, her gün sabahtan akşama kadar korunacak, tazelenecek ve hayata yansıtılacak bir nimet olduğu idrakiyle yepyeni niyetler kuşanmalıyız.

    “Allah’ım! Bize imanı sevdir, kalplerimizi imanla süsle! Küfrü, fıskı ve isyanı bize çirkin göster, bizi doğruyu bulanlardan eyle!” Âmin. (Ahmed İbni Hanbel, III, 424)

    Paylaş Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp
    SON EKLENEN YAZILAR

    Bütün İnsanlara Rahmet (sallallâhu aleyhi ve sellem)

    1 Eylül 2026

    “Onlar Ağızlarıyla Söndürmek İsteseler de Allah Nurunu Tamamlayacaktır”

    1 Ağustos 2026

    İki Sınıf İnsan: Dünyaya Aldanan ve Rabbini Anan

    1 Temmuz 2026
    SON EKLENEN VİDEOLAR

    Kul Hakkına Riâyet

    17 Eylül 2026

    Âile Hayatı ve Nikâh

    10 Eylül 2026

    Âile Ocağımız Sönmesin!

    3 Eylül 2026

    Rasûlullah Efendimiz’i Sevmenin 9 Alâmeti

    26 Ağustos 2026

    Teşekkür

    22 Ağustos 2026
    Twitter Instagram YouTube Facebook Pinterest WhatsApp Telegram Flickr SoundCloud RSS
    © Abdullah Sert | Her hakkı mahfuzdur.

    Yukarıya yazın ve aramak için Enter tuşuna basın. İptal etmek için Esc tuşuna basın.