ZAMANA SAHİP OLMAK

Altınoluk dergisi, 1988 – Nisan, Sayı: 026, Sayfa: 008

Hâcegân yolu diye isimlendirilen, manevî nisbet halkasının kol başlarından biri de Hace Abdül-Halik Gucdevanî hazretleridir. Abdülhalık Gucdevanî-kuddise sirruh’un 8 düsturu vardır ki, bunlar tarikat’ın temel ölçülerini, ve kemal yolunun ana planını teşkil ederler. Bu sekiz ölçüden özellikle ikisi “zamana sahip olabilme melekesidir.” Bunlar da;

– Huş Der dem: Alınan her nefeste hazır olmak. Yani alınan her nefeste huzuru muhafaza etmek ve Allah’tan gafil olarak tek nefes almamak demektir. Bu mevzuda Hoca Ubeydullah (k.s) buyururlar ki:

Bu yolda nefesi muhafaza ve ona riayet etmeği mühim tutmuşlardır. Gerektir ki her nefes huzur ve bilgi ile alınıp verilsin.

Şah-ı Nakşibend de:

Bu yolda terakkinin temeli nefes üzerindedir. Her nefeste, o ana bakmalı ve geçmişi ve geleceği düşünmekten uzak kalmalıdır. Nefesin giriş ve çıkışında iki nefes arasını öyle muhafaza etmelidir ki hiç biri vücuda gafletle girip, vücuttan gafletle çıkmasın…

– Vuküf-ı zamanî: Bu mes’ele üzerinde de yine Şah-ı Nakşibend buyuruyorlar:

Müridin bütün uğraşma ve didinmelerini neticeye bağlayan ve onu muradına eriştirmekte en büyük müessirlerden biri olan “Vukûf-ı zamanî” insanın her an kendi halini bilmesi, halinin şükrü mü, özrü mü gerektirdiğini demektir. Müridin olanca kâr binası “Vuküf-u zamanî” işinde saat üzerine kurulmuştur. Yani müridin halindeki nizam, vaktini muhafaza etmeğe bağlıdır. Ta ki aldığı her nefes huzur ile mi, gafletle mi geçmektedir bilsin…

Aynı yolun, yine ölçü koyan büyüklerinden Hoca Alaaddin Attar (k.s.) ise:

Kendimi bildim bileli, bir serçe kuşunun başını suya sokup çıkaracağı zaman süresince bile bana uykuda ve uyanıklıkta gaflet yol bulamamıştır” buyururlar. Sonra da bu uyanıklığın insan hayatında nasıl işlenmesi gerektiğini şöyle ifade ederler:

Batında Allah ile, zahirde ise Allah’ın emirleriyle olmak lazımdır. Bu iki sıfatı toplayabilmek kemal, olgunluk halidir.

Sadık talib, cismiyle şeriatta, ruhuyla tarikatta ve sırrıyla vuslatta olacaktır.

Mevlana Sa’deddin Kaşgari hazretleri ise, her nefesi bir hazineye benzetirler ve şöyle buyururlar:

İnsanın her nefes alışında bir hazine heder olup gider. Her nefeste bilmek lazımdır ki, Allah hazır ve nazırdır. Bu şuur insana hakim olunca Allah’tan utanma duygusu da beraber gelir ve gaflet gider. İnsanda gönül birdir. O dünyaya sarkacak olursa Allah’tan mahrum kalır, Allah’a yönelirse içinde bir pencere açılır ve o pencereden ilahi feyiz güneşinin nuru girer. Bu nur doğudan batıya kadar her zerreye hayat verir ve yalnız penceresiz evler ondan nasibsiz kalır…

Yar her dem sana nazar eyler
Seni Gafil görüp göz eyler…

Nefesler üzerinde bu derece hassasiyetle duran Tasavvuf büyükleri bunun da ötesinde salikler için, her günün muhasebesinin yapılmasını bir başka ifade ile yaşanan zaman’ın Hakk’ın rızasına göre geçirip geçirilmediğinin bir değerlendirmeye tabi tutulmasını tavsiye ederler: ve derlerki:

İkindi namazından sonra öyle bir vakit vardır ki onda amellerin en iyisine yapışmak gerekir. O saatte amellerin en iyisi muhasebe gece ve gündüz’ün bütün saatleri için de, insanın yaptıklarını gözden geçirmesi, ibadet ve günahtan payına düşenleri ayıklaması, iyiliklerinden şükür, kötülüklerinden de istiğfar etmesidir. (1)

Sahib olduğumuz bütün nimetler gibi, zaman da bize en mühim emanet… ve bütün nimetlerden sorulacağımız günde özellikle zamanımızı İslam’a ayarlayıp ayarlayamadığımızdan, Nefeslerimizi Hakk’ın rızasına uygun harcayıp harcayamadığımızdan ince ince hesaba çekileceğiz.

Dipnotlar : 1Reşahat-ı Ayne’ül-Hayat/Mevlana Ali b.Hüseyn/özleştiren: N.F Kısakürek.