YOLDAKİ DİKENLER

Altınoluk dergisi, 1986 – Ekim, Sayı: 008, Sayfa: 028

SERT ve hoş sözlü bir şahıs, yolun ortasına bir çalı dikmişti. Gelip geçenler adamı ayıpladılar ve bunu sök dedilerse de adam sökmedi. Çalı her an büyüyor ve halkın ayağı onun dikenlerinden kanıyordu. Halkın elbiseleri de çalının dikenlerinden yırtılıyor, yalınayak gezen fukaranın ayakları ondan yaralanıyordu.

Şehrin valisi ve hakimi ona: bunu sök diye ciddî emir verince “evet evet” bir gün sökerim” dedi. Böylece bir müddet yarın öbür gün sökerim diye va’dde bulundu. Fakat bu müddet esnasında onun diken ağacı iyice kökleşti.

BİRGÜN hâkim O’na

Ey eğri vadeli; sözünü tutmayan ileri gel şu ağacı sökmeye bak, geri kaçma dediyse de yine O

– Amca, önümüzde hayli gün var. Onların birinde sökerim diye cevap verdi.. Hakimse ona şöyle nasihatte bulundu:
Çabuk ol, bize olan borcunu geciktirme. Sen dikenin sökülmesi için “yarın” diyorsun. Şunu bil ki zaman geçtikçe, günler gelip geçtikçe o kötü ve dikenli ağaç bir delikanlı gibi kuvvetlenir. Onu sökecek olan ise gittikçe ihtiyarlar ve kuvvetten düşer.”

GENÇLİK mevsimi yeşil ve taze bir bağ gibi bol bol meyve yetiştirir. Gençlik, ma’mûr, çatısı çok yüksek, köşe direkleri sağlam, tamir karışmamış ve payanda vurulmamış bir ev gibidir. Ondan sonra ihtiyarlık günleri erişip de boynunu kuvvetli ve sıkı bükülmüş bir iple bağlayınca, o ihtiyar ceset çorak toprak gibi gevşek olur ve dökülür. Çorak bir tarladan da hiçbir vakit hoş bir nebat yetişmez. İhtiyarda kuvvet ve şehvet suyu kesilir, kendisinden ve başkalarından faydalanamaz ve artık zaman geçmiş, lâşe haline gelen ceset topal, yol uzun ve uzak, tezgah harap olmuş işin de düzeni bozulmuştur. Bu arada kötü huyların kökleri sağlamlaşmış, onları söküp atacak kuvvetse bitmiş ve tükenmiştir.

BURADA yoldan maksat, dünya ile ahiret arasında geçilmesi herkes için zaruri olan hayat yoludur. Oraya diken dikmek kötülüğü kendine adet edinmek başkalarını da kötülüğe sevketmektir. Bütün kötü huylar halkın geçeceği yola dikilmiş çalı gibidir. Çalının hemen sökülmesi yani kötü tabiatın vakit geçirmeden terkedilmesi lazımdır. Peygamberimiz “Sonra yaparım diyenler helak oldu” buyuruyor. İnsanın ne kadar yaşayacağı ve ne vakit öleceğini Allah’tan başka kimse bilmez. Yarın öbür gün derken ecel geliverir. Ölümün pençesi insanın boğazına sarılır da tevbe ve istiğfara bile vakit bulunamayabilir. Ayrıca fidan dikildiği yerde durdukça kök saldığı gibi fena huy ve ahlak da insanda durdukça ve terkedilmedikçe şiddetlenir. Günden güne sahibine ve başkalarına olan zararı artar. Kötü huylardan her birini hayat yoluna dikilmiş çalılar farzedip, kökleşmeden ve zaman kaybetmeden temizlemek gerek.. (1)
Dipnotlar : 1. Mesnevi Cild: 2 Kitap 2